Urla’da doğa katliamına karşı tek ses yükseliyor! Demircili Ada Koyu’na getirilen dev hurda gemi ve Çeşmealtı’nda planlanan yat limanı projesi halkı ayağa kaldırdı. Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce vatandaş, birinci derece arkeolojik sit alanlarının ve deniz ekosisteminin ranta kurban edilmesine “dur” dedi. Her Pazar eylem kararı alan Urlalılar, “Gemi gidene kadar buradayız” mesajıyla Ankara’ya seslendi. İşte Ege’nin incisinde süren o büyük mücadelenin tüm detayları…
Urla, son günlerde iki büyük çevresel tehditle karşı karşıya. Bir yanda Demircili Ada Koyu’nun kalbine saplanan dev bir hurda gemi, diğer yanda ise Çeşmealtı’nın ekosistemini ve sosyal yapısını tehdit eden yat limanı projesi. Urla Belediyesi, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar; kentin doğal, tarihi ve kültürel mirasını korumak için dev bir platform oluşturdu. Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Çeşmealtı ve Demircili’de yaşanan bu gelişmeleri “oldu-bittiye getirilmeye çalışılan bir çevre terörü” olarak nitelendirdi.

Demircili’de Arkeolojik Sit Alanına “Hurda” Hançeri
Birinci derece arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Demircili Ada Koyu’na söküm amacıyla getirilen dev hurda gemi, bardağı taşıran son damla oldu. Vatandaşın kendi arazisine çivi çakmasının yasak olduğu bölgede, tonlarca ağırlıktaki metal yığınının bulunması tepki topluyor. Başkan Selçuk Balkan, geminin derhal Aliağa’daki lisanslı söküm tesisine götürülmesi gerektiğini belirterek, “Urla; turizmi ve temiz deniziyle anılır. Ağır sanayi görüntüsünü burada istemiyoruz. Gemi gidene kadar nöbetimiz sürecek” dedi.

Meclis Gündeminde: “Bu İzni Kim Verdi?”
CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan, konuyu TBMM gündemine taşıyarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Arslan, koruma altındaki bir koya bu dev metal yığınının hangi mevzuata dayanarak getirildiğinin açıklanmasını talep etti. Arslan, “Bu gemi geldiği gibi gidecek. Çocuklarımızın geleceğini korumak için sahada ve Ankara’da omuz omuza duracağız” ifadelerini kullandı.

Çeşmealtı’nda Yat Limanı Krizi: “Balıkçıya Yer Yok!”
Urla’nın bir diğer yarası ise Çeşmealtı’nda planlanan yat limanı projesi. Başkan Balkan, projenin bölge halkının iradesini ve altyapı gerçeklerini yok saydığını savundu. Mevcut balıkçı barınağının geliştirilmesi yerine, lüks marinaların planlanmasının amatör balıkçıları mağdur ettiğini belirten Balkan, “Biz marinaya karşı değiliz, yanlış yere karşıyız. Çeşmealtı’nın dar yolları ve hassas ekosistemi bu yükü kaldıramaz. Gülbahçe gibi açık deniz bölgeleri varken, yaşamın kalbine müdahale edilmemeli” dedi.
Bilimsel Uyarı: “Deniz Çayırları ve Balık Üreme Alanları Tehlikede”
Eski Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Önen, projelerin ekolojik yıkım boyutuna dikkat çekti. İzmir Körfezi’ndeki kirlilik nedeniyle balıkların üreme alanlarının adalar çevresine kaydığını belirten Önen, “Liman inşaatı ve yüzlerce teknenin yaratacağı ışık ve gürültü kirliliği, deniz canlılarını strese sokacak ve üreme alanlarını terk etmelerine neden olacaktır. Deniz çayırlarının bulunduğu bu bölgede çapa atmak dahi yasakken, beton dökülmesi telafisi imkansız zararlar doğurur” uyarısında bulundu.
Her Pazar Saat 13.00’te Buluşma Kararı
Urla Kent Konseyi ve çevre gönüllüleri, Demircili’deki hurda gemiyi bir “çevre terörü anıtı” olarak nitelendirerek, yasal süreçlerin takipçisi olacaklarını duyurdu. Mücadeleyi diri tutmak adına, her Pazar günü saat 13.00’te Demircili Ada Koyu’nda toplanma kararı alındı. Urla halkı, hem denizini hem de arkeolojik mirasını korumak için tüm İzmir’i kendilerine destek olmaya çağırdı.

