İzmir orman tahsisi adı altında Çeşme ve Urla’da 20 milyon metrekarelik devasa bir alanın ranta açılmasına DEVA Partisi’nden zehir zemberek tepki geldi. İl Başkanı Aybar Uygur, “Bu bir kalkınma değil, doğa katliamıdır” diyerek beton projelerine karşı savaş açarken; İzmir’in akciğerlerinin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Çeşme ve Urla Hattında 20 Milyon Metrekarelik Şok Tahsis!
İzmir’in turizm cennetleri Çeşme Alaçatı ile Urla’nın Zeytineli ve Karaköy mahalleleri, Cumhuriyet tarihinin en büyük arazi tahsislerinden birine sahne oluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na “turizm amaçlı” kullanılmak üzere devredilen tam 20 milyon 539 bin metrekarelik orman alanı, kentte infial yarattı. Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) İzmir İl Başkanlığı, bu kararın İzmir’in doğasına saplanmış bir hançer olduğunu belirterek kamuoyunu ayağa kaldırdı.
“Beton Değil, Emanet!”
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, yaptığı basın açıklamasında hükümete “Kıymayın Efendiler!” diyerek seslendi. Uygur, kalkınmaya düşman olmadıklarını ancak doğayı katlederek elde edilecek bir zenginliğin İzmir’in sonunu hazırlayacağını vurguladı. Ormanların ve kıyıların kısa vadeli siyasi ve ticari planlara kurban edilemeyecek kadar kıymetli bir “ortak miras” olduğunu belirten Uygur, yapılaşma iştahına karşı set çekti.
DEVA’nın Reçetesi: Ekolojik Hassas Alan İlan Edilsin!
İzmir’in nefesini kesecek bu tahsis kararına karşı DEVA Partisi somut çözüm önerilerini de sıraladı. Mevcut imar alanları ve atıl bölgeler dururken yeni orman alanlarının talan edilmesine karşı çıkan il başkanlığının talepleri net:
- Yapılaşmaya Kapatma: Söz konusu 20 milyon metrekarelik alan derhal “ekolojik hassas alan” ilan edilmeli.
- Şeffaf Süreç: Bağımsız bilim insanlarının raporları halka açılmalı, kapalı kapılar ardında planlama yapılmamalı.
- Yerel Katılım: Bölge halkı ve meslek odaları onay vermeden tek bir çivi dahi çakılmamalı.
- Sürdürülebilir Model: Devasa oteller yerine yerel üreticiyi destekleyen butik ve doğa dostu turizm teşvik edilmeli.
Teknik Terim: “Ekolojik Hassas Alan” Nedir?
Haberde vurgulanan Ekolojik Hassas Alan, biyoçeşitlilik açısından kritik öneme sahip, nadir ekosistemleri barındıran ve insan müdahalesine karşı son derece dayanıksız bölgeleri ifade eder. Bu alanlarda yapılacak herhangi bir yapılaşma, yerel su kaynaklarının kurumasına, endemik bitki türlerinin yok olmasına ve bölgenin mikroklimasının bozulmasına neden olur.
İzmir’in Geleceği İçin “Şeffaflık” Çağrısı
Merkezi idarenin tek taraflı tasarruflarının yerel yönetimi ve sivil toplumu devre dışı bıraktığını belirten Aybar Uygur, bu durumun kamu yararına aykırı olduğunu savundu. “İzmir’in ormanlarını korumak, İzmir’in geleceğini korumaktır” diyen Uygur, ranta karşı duruşlarının hukuki ve siyasi zeminde devam edeceğinin sinyalini verdi.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Bu devasa tahsis kararı sonrası İzmir’de sular durulmayacak:
- Hukuki Süreç: Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının tahsis kararının iptali için Danıştay’a gitmesi bekleniyor.
- Yerel Direniş: Zeytineli ve Karaköy sakinlerinin topraklarını korumak adına eylem süreçlerini başlatması muhtemel.
- ÇED Raporu Krizi: Projenin hayata geçmesi için gereken Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu aşamasında bilim insanlarının raporları büyük bir tartışma konusu olacak.

