Okyay Bulut ödül haberiyle Paris’ten İzmir’e gurur dolu bir köprü kurarken, 177 ülkeden 13 bin fotoğrafçıyı geride bırakarak dünya devlerinin arasına girdi. Gediz Deltası’nın vahşi doğasında saniyelerle yarışan İzmirli fotoğrafçının, bir çakal ile yırtıcı kuşun ölümcül karşılaşmasını ölümsüzleştirdiği o kare, uluslararası jüriyi büyüledi.

Paris’te Bir İzmirli: 13.800 Fotoğrafçı Arasından Sıyrıldı
Fransa’nın kalbi Paris merkezli prestijli fotoğraf organizasyonu WPE Awards International Photography, 2026 yılı kazananlarını açıkladı. Dünya genelinden 177 ülkenin katılım sağladığı ve tam 13 bin 800 profesyonel karenin yarıştığı dev organizasyonda, İzmirli yaban hayatı fotoğrafçısı Okyay Bulut, vahşi yaşam dalında bronz madalyanın sahibi oldu.
Bulut’un başarısı sadece bir madalya ile sınırlı kalmadı; tecrübeli isim bu sonuçla birlikte “Dünyanın En İyi 100 Fotoğrafçısı” listesine girmeyi başardı. Yıllardır Gediz Deltası’nın (İzmir Kuş Cenneti) çamurunda, sıcağında ve soğuğunda kamuflaj altında bekleyen Bulut için bu ödül, 20 yıllık emeğin zirve noktası oldu.

8 Yıllık Gizli Arşivden Çıkan “Saz Delicesi” Mucizesi
Ödül getiren fotoğrafın hikayesi ise en az karenin kendisi kadar çarpıcı. Okyay Bulut, yaklaşık 8 yıl önce çektiği ve bugüne kadar hiçbir dijital platformda yayınlamadığı o gizli kareyi ilk kez bu yarışma için gün yüzüne çıkardı. İzmir Kuş Cenneti’nde gün doğmadan girdiği kamuflajda saatlerce sessiz kalan Bulut, imkansız bir ana tanıklık etti.
Yırtıcı bir kuş türü olan Saz Delicesi‘nin, kendisinden beklenmeyecek bir güçle vahşi bir çakalı yakalamaya çalıştığı o an, deklanşöre basılan bir saniyenin altına sığdı. Bulut o anı, “Gördüğüm kare unutulmazdı, yırtıcı kuşun çakal gibi güçlü bir hayvanı hedef alması görülmemiş bir şeydi” sözleriyle anlatıyor.

Gediz Deltası: Metropolün Dibindeki Vahşi Cennet
Okyay Bulut’un “ofisi” olarak nitelendirdiği Gediz Deltası, sadece İzmir için değil dünya ekosistemi için de kritik bir öneme sahip. Karşıyaka’ya sadece 18 kilometre uzaklıkta olan bu 40 bin hektarlık alan, Türkiye’deki kuş türlerinin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor.
Bulut’un 20 yıllık gözlem kayıtlarında yer alan bazı türler ise şunlar:
- Kuşlar: Flamingo, Tepeli Pelikan, Karagagalı Sumru, Yalı Çapkını, Arı Kuşu.
- Memeliler: Yaban Kedisi, Saz Kedisi, Çakal, Tilki, Porsuk, Gelincik.
- Nadir Türler: Dünyada nesli tehlikede olan Akdeniz Foku ve Deniz Kaplumbağası.

Yaban Hayatı Fotoğrafçılığı: Sabır ve Teknoloji Savaşı
Bir yaban hayatı fotoğrafçısı olmanın bedeli sadece maddi değil, aynı zamanda fiziksel bir dayanıklılık gerektiriyor. Okyay Bulut, bu işin sadece “deklanşöre basmak” olmadığını, 4×4 arazi araçlarından özel kamuflaj kıyafetlerine, antibiyotik merhemlerden devasa lenslere kadar ciddi bir donanım gerektiğini belirtiyor.
“Bizler son kuşçularız” diyen Bulut, Türkiye’de bu işi profesyonel düzeyde sürdüren kişi sayısının bir elin parmaklarını geçmediğine dikkat çekiyor. Avrupa’da milyonlarca üyesi olan kuş gözlem derneklerine kıyasla, Türkiye’deki ilginin azlığına sitem eden usta sanatçı, gençleri bu zor ama büyülü dünyaya davet ediyor.

Editör Notu: Sulak Alanlar İnsanlığın Sigortasıdır
2026 yılının şubat ayında İzmir’de yaşanan sel felaketleri, Okyay Bulut’un uyarılarını daha da anlamlı kılıyor. Yanlış su politikalarıyla kurutulan Göl Marmara ve dolgu alanlar üzerine kurulan sanayi bölgeleri, doğanın intikamıyla karşı karşıya. Bulut, sulak alanların birer “sünger” görevi gördüğünü, bu alanları yok etmenin afetlere davetiye çıkarmak olduğunu vurguluyor. Okyay Bulut’un Paris’ten getirdiği madalya, sadece sanatsal bir başarı değil, aynı zamanda yok olma tehlikesi altındaki İzmir Kuş Cenneti için atılan bir çığlıktır.

