İzmir İtfaiyesi personeli, Ramazan ayının ruhunu “Ateş Savaşçıları”na yakışır bir disiplin ve dayanışma ile yaşıyor. İftar saatinde gelen her ihbarla yemeğini tereddütsüzce bırakan kahramanlar, can kurtarma telaşıyla açlık ve susuzluğu tamamen unutuyor; işte o anların perde arkası…

Ateş Savaşçılarının İmece Usulü Gönül Sofrası
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda ekip ruhu sadece alevlerin arasında değil, mutfakta da devleşiyor. Ramazan ayı boyunca her istasyonda hummalı bir hazırlık yaşanıyor. Kimi itfaiyeci çorba karıştırıyor, kimi salata doğruyor, kimi de pilavın demlenmesini bekliyor. Ancak bu sofranın dünyadaki diğer sofralardan çok büyük bir farkı var: Her an yarım kalabilir!
Ateş savaşçıları, dualar eşliğinde kurdukları sofrada ilk zeytini ağızlarına götürmeye hazırlanırken, telsizden gelen tek bir anonsla hayat duruyor. Saniyeler içinde kaşıklar masaya bırakılıyor, yangın kıyafetleri kuşanılıyor ve araçlar sirenlerle istasyondan fırlıyor. Onlar için “soğuyan bir çorba”, “kurtarılan bir candan” daha değerli değil.

“Önce Can, Sonra İftar”
Güney Bölge Amiri Türkay Kaptan, İzmir İtfaiyesi’nin 7 gün 24 saat süren kesintisiz mesaisini çarpıcı sözlerle anlatıyor. Kaptan, “İnsanların canını ve malını korumak için buradayız. İftar anında vaka çıktığında bir dakika bile durmuyoruz. Açlık ya da susuzluk bizim için teferruat; önceliğimiz her zaman yurttaşlarımızın güvenliği” diyerek personelin fedakarlığını vurguluyor.
Özellikle Torbalı Çaybaşı İtfaiye Grubu gibi kırsal bölgelerde görev yapan 280 personel, arazi ve ot yangınlarına karşı her saniye tetikte bekliyor. İkinci Posta Gruplar Amiri Uğur Şahin, yemek sırasında gelen vakalarda tüm ekibin bir dakika içinde hazırlanıp çıkış yaptığını, profesyonelliğin her türlü insani ihtiyacın önünde olduğunu belirtiyor.

19 Yıllık Tecrübe: “Önce Yangın Söner, Sonra Oruç Açılır”
Meslekte 19 yılını deviren Ramazan Karakoç, iftar saatiyle kesişen operasyonların artık bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Karakoç, “Milyonlarca insanın sorumluluğu omuzlarımızda. İhbar tam iftar vaktine denk gelirse, önce yangına müdahale ediyoruz. Yangını kontrol altına aldığımızda bir yudum su veya ayranla iftarımızı açıp görevimize devam ediyoruz” diyor.

Kadın İtfaiyecinin Gözüyle: “Aklımızda Sadece Tehlikedeki İnsanlar Var”
Mesleğe yeni adım atan itfaiye eri Gül Akın ise ateşin içindeyken biyolojik ihtiyaçların nasıl silindiğini anlatıyor. 9 ay önce göreve başlayan Akın, “Yangına gittiğimizde ne açlık ne de susuzluk aklıma geliyor. O an tek düşündüğüm burnu bile kanamaması gereken insanlar. Bizim özel günümüz ya da bayramımız yok; bizim için her gün görev günü” sözleriyle itfaiyecilik yeminine olan bağlılığını gösteriyor.
Mutfağın Gizli Kahramanı: Dillere Destan Lezzetler
Hemen her itfaiye grubunda “elinin lezzeti” ile tanınan bir isim mutlaka bulunuyor. 14 yıllık İtfaiye Çavuşu Uğur Ayvaz, ekibin moral kaynağı. Kim ne yemek isterse büyük bir zevkle hazırlayan Ayvaz, dayanışmanın mutfakta başladığını söylüyor. İtfaiye eri Batuhan Olgun ise bu durumu, “Kendi yemeğimizi kendimiz yapıyoruz. Bazen vaka yüzünden yemeğimiz soğuyor ama olsun; bugünkü çorbamız gerçekten çok güzeldi” diyerek özetliyor.
İzmir’in kahraman itfaiyecileri, Ramazan boyunca hem alevlerle hem de nefisleriyle mücadele ederek kentin huzurunu sağlamaya devam ediyor. Onlar için en büyük ödül, görev dönüşü sağ salim sofraya dönüp soğumuş da olsa o yemeği huzurla yemek.

