Milyonlarca çifti yakından ilgilendiren boşanma davalarında dengeleri değiştirecek bir karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nden geldi. Anlaşmalı olarak yollarını ayıran ancak daha sonra “eski eşim kusurluydu” diyerek tazminat davası açan tarafın talebi, en üst yargı mercii tarafından reddedildi. Bu karar, anlaşmalı boşanma protokollerinin hukuki gücünü bir kez daha tescilledi.
Almanya’da Başladı, Türkiye’de Mahkemelik Oldu
Almanya’da dünyaevine giren ve yaklaşık 1,5 yıl süren evliliklerini Türkiye’de anlaşmalı olarak sonlandıran çiftin davası, hukuk dünyasında yeni bir içtihat yarattı. Boşanma kesinleştikten sonra kadın tarafı, eski eşinin vize süreçlerinde kendisine yardımcı olmadığını ve psikolojik şiddet uyguladığını iddia ederek 50 bin TL maddi, 30 bin TL manevi tazminat davası açtı.
Yerel Mahkemenin Kararı Bozuldu
Bakırköy Aile Mahkemesi, kadının iddialarını yerinde bularak erkeği kusurlu saydı ve tazminata hükmetti. Ancak dosya Yargıtay’a taşındığında hukuk terazisi yer değiştirdi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tarafların zaten “anlaşmalı” olarak boşandığını ve bu süreçte birbirlerine kusur atfetmediklerini hatırlattı.
Yargıtay: “Sonradan Kusur Atfedilemez”
Yargıtay kararının gerekçesinde, anlaşmalı boşanma protokolünün imzalanmasıyla tarafların birbirlerini mali ve hukuki anlamda ibra ettiklerine vurgu yapıldı:
“Anlaşmalı boşanma kararında taraflara herhangi bir kusur atfedilmemiştir. Kesinleşmiş bir anlaşmalı boşanma kararından sonra, yeniden kusur belirlemesi yapılarak tazminata hükmedilmesi hukuka aykırıdır.”
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Neden Önemli?
Bu kararla birlikte, anlaşmalı boşanırken haklarını talep etmeyen veya “birbirimizden alacağımız yoktur” diyen tarafların, boşanma bittikten sonra yeni davalarla hak arama yolu büyük oranda kapanmış oldu. Hukukçular, bu tür mağduriyetler yaşanmaması için protokol hazırlanırken tüm taleplerin açıkça yazılması gerektiği konusunda uyarıyor.

